Yerel seçim çalışmalarının süratlendiği şu günlerde iktidar partisi AKP ve CHP’nin il mitingleri de olanca çürümüşlüğüyle süratlendi.
7 yıllık iktidarı boyunca halkı yoksulluğa, açlığa eşitsizliğe mahkûm etmiş bir AKP…
Ülkenin temel sorunlarında hiçbir adım atmamış, tersine bu sorunları derinleştirmiş bir AKP…
Ve bunun yanında ana muhalefet görevi görmesi gereken CHP…
Gerçekten ülkenin gerçek meselelerinde gerçek sorunlarında AKP’den pek farklı düşünmeyen ama sürekli AKP’ye muhalefet yapıyormuş gibi gözüken CHP…
Kürt sorununda, laiklik meselesinde, emeğin sömürülmesi meselesinde
AKP’ye söyleyecek bir sözü olmayan CHP…
Daha çok halkın gündeminden uzak dalaşmalar yaparak muhalefet görevini yerine getiren bir CHP.
Sermayeye kim daha iyi hizmet edecek,
Kim daha fazla ABD, AB, IMF uşağı olacak konusunda yarışan AKP ve CHP ve onlarda temsil edilebilecek sermaye partileri…
Ezilenler neden AKP’ye oy veriyordan ziyade; “ezilenler neden düzen partilerine halen oy veriyor(uz)”u tartışmaya açmak durumundayız bence…
Kriz ile birlikte dağınık halde gün geçtikçe yükselen halk muhalefeti, toplu işten atmalar, ücretsiz izinler, işten çıkarılırım korkusu yaşayanlar…
Yoksul emekçi mahalleleri dolmuş taşmış sokaklar işsizler ile…
Krizin etkilerinin daha da artacağı bilimsel olarak açıklansa da bu koşulların daha kötüleşeceği gün gibi ortada…
İnsanlar bireysel eylemlerle isyan etmekte, cinnet geçirmekte, kendilerini yakmakta…
Bu koşulların kuşkusuz bize sağladığı olanaklar tartışma götürmez.
Hele de yerel seçimlerde düzen partilerinin dünyada ve özellikle ülkemizde yaşanan krize inat vaat ettikleri çizdikleri tozpembe bir mahalle, semt, ilçe hayalleri gerçeği yansıtmamakta, halkın gerçek hayalleri umutları ile örtüşmemektedir.
Özellikle İstanbul büyükşehir belediye başkanlığı için yarışacak olan
İki güç kadir topbaş ve kemal kılıç dar oğlu
Vaat ettikleri ile pek bir nam salmış dırlar.
İki sininde ağızlarından gençlik onların talepleri daha iyi bir kent de yaşama istekleri
Düşmemektedir…
İşaret ettikleri noktalar doğru olsa da bu iki sermaye partisi temsilcisi de
Samimiyetten uzak ve sadece gençliği oy deposu olarak görmektedirler…
Tüm bunlar düşünüldüğünde şunu söylemek durumundayız
Seçimler AKP ve CHP arasına sıkıştırılmak isteniyor(doğu ve güneydoğu dışında)
Büyük medya organları sürdürülen tartışmalar bu yönde
Emek den demokrasinde yana güçlerin dağınıklığı
Bu döneme nazaran kurulabilen bir emek demokrasi bloğunun da yokluğu
Bizi böyle söylemeye itiyor…
Oysa en çok bu noktada emek ve demokrasi güçlerinin varlığına ihtiyaç duyuluyor
AKP ve CHP arasında dağıtılmış olan halk kitlelerini üçüncü bir alternatif etrafında buluşturmak için
Sistemin yozlaştırmasına,aç bırakmasına,kimliksizleştirmesine dur demek için
Safımızı belirlememiz ve bu saflarda dik durmamız gerekiyor..
Yoksul halk kitlelerine bir başka alternatifin,
Başka bir yaşamın mümkün olduğu gerçeği umut ve inanç ile anlatılmalıdır.
‘’Denemekten vazgeçene kadar yenilmiş sayılmazsınız.’’ sözünü hatırlatıyor
Yolumuz uzun, inancımız da amacımız kadar büyük, birlikte başarabilmek için
Emek ve demokrasi mücadelesini yükseltelim…