| |
| |
Ana Sayfa |
|
| |
Site İçeriği |
| |
| |
Haber Bölümü |
| |
| |
Kültür & Sanat |
| |
| |
Bilgiler |
| |
| |
Linkler |
| |
| |
Üyelik Menüsü |
| |
|
|
 |
 |
| ..:: GençliğinSesi Forum Bölümü ::.. |
| Forum Başlığı > Üye Görüşleri > ONURUN DİRENİŞÇİLERİ TEKEL İŞÇİLERİ |
 |
Ziyaretçi 
|
 |
Yazılış Tarihi: 25/1/2010 Saat 13:17  |
|
|
Tekel işçileri bir yol açtı, günlerdir süren direnişle, yılların
durgunluğuna, yok sayılmışlığına inat, işçi sınıfı toplumsal arenada
kendini hissettirerek, düzene karşı mücadelenin gerçek zeminlerini de
işaret etti. Kapitalizmin krizinin yıkıcı etkilerinin belirginleştiği bir
dönemde gerçekleşen direnişin büyütülmesi ve tarihsel kazanımlarla
sonuçlandırılması bizlerin en önemli görevlerinden birisi haline gelmiştir.
AKP iktidarının hegemonyasının sarsan bu direniş, tüm emekçilere güven ve
umut kazandırmıştır. AKP'nin gerçek korkusun da direnişin kazanımla
sonuçlanarak tüm emekçi halk kesimleri için bir örnek oluşturulması,
direnerek kazanmanın mümkün olduğunun hatırlatılmasıdır. AKP tüm gücüyle
saldırmaya devam ediyor.AKP gerek yerel yönetimleriyle,gerek valiliik
kanalıyla gerekse Ankara halkı ve sakarya caddesindeki esnaflar
aracılığıyla direnişi kırma çabasının kıvranışlarını yaşıyor olsada emek
cephesi heryer tekel heryer direniş ya hep beraber ya hiç birimiz şiariyla
yollarına devam ediyor.
Ne istiyor tekel emekçileri....?
4/C yi istemiyorlar.Nemi demek 4/C satılan peşkeş çekilen fabrika
çalışanlarını geçici bir süre diğer kamu kurum ve kuruluşlarında istahdam
edip 4 ay sonrada hizmet sözleşmelerini fes edip hiç bir özlük haklarını
ödemeden kidem ve ihbar tazminatlarını bile vermeden kapının önüne koymak
demek.Öyle yan gelip yattınız mavralarını kimseye yutturamazsınız artık yan
gelip yatan sizlersiniz on yillardir yoksul halkın elindeki kuru ekmeğin
bile yarısını çaldınız o kırmızı deri koltuklarınızda yan gelipyatmak
için.Ankaranın soğuğunda,ayazında direnen insanlara marjinal deme
aymazlığını yumurtladınız sizsiniz marjinal.Bir ülke düşününki
insanlarının%80 işsiz,aç yoksulluğun gettolarına sıkıştırılmıs kalanlari
ise pembe kösklerinde mutlu azınlık kimmiş marjinal...?
Sen Tayyip Erdoğan direnen işçilere sizinle (nah)görüşürüm deme
pervasızlığını sergileyen ülkenin yüz karası öyle bir (nah) alacaksınki o
direnenlerin sol yumruklarından konusurken iki kez düşünmek zorunda
kalacaksın.
Ankara sinsi,Ankara hain,Ankara gaddar.Ankara adı gibi kara değil artık
....Ankara sıcacık Ankarada ışık var artık direnişin simgeleriyle.
İşte tamda zamanıdır bu zaman tamda devrimci olma zamanı haydin
DAYANIŞMAYA..
TEKEL iSCiSi KAZANIRSA TURKiYE ve AVRUPA iSCI SINIFI KAZANACAK!
BU ATESi TEKEL EMEKCiLERi YAKTI BiRLiKTE DEVAM ETTIRMELIYIZ!
BU MUCADELE SADECE TEKEL EMEKCiSINI DEĞiL TUM EMEKCiLERiN MUCADELESiDiR
zafer direnen emekçinin olacak
dostlukla.......
[tarihinde düzeltildi 26/1/2010 Saat 05:48 Yazar rosbas]
|
|
|
***   Cevaplar: 146 kayıt olmuş: 6/4/2006 Durum: OfflineGender: 
|
 |
Yazılış Tarihi: 27/1/2010 Saat 20:56  |
|
|
Her turden libosizmin Marksizm saflarina yayildigi, Liboslarin birkac gun
sonra biter degigi , "Marksist liboslarin" da olmadigini dusundugu isci
sinifinin guzel bir yanitidir Tekel iscilerinin onurlu direnisi. Turkiye'de
yasayan isci sinifin eylemlerinin dunyayi sarmasi dilegi ile
Yasasin Is , Ekmek , Ozgurluk
Kahrolsun Revizyonizm
Lafargue
____________________ Hala anlamiyorlar makinenin insanligin kurtaricisi oldugunu; insani
asagilik ve ücretli islerden kurtaracak olan, azat eden, bos zaman ve
özgürlük veren "tanri" oldugunu! -
Paul Lafargue /Tembellik Hakki
|
|
Cevap 1 |
|
***   Cevaplar: 1 kayıt olmuş: 23/1/2010 Durum: OfflineGender: 
|
 |
Yazılış Tarihi: 28/1/2010 Saat 23:30  |
|
|
 tekel işçilerin sonuna kadar yanındayım fakat
 şu beni üzmekte illaki birşeyler yapmaları için
işten çıkarılmaları gerekiyo bu işçilerin,bundan hoşlandığım için
söylüyorum zannedilmesin aksine çok tepki gösteriyorum fakat d-gelin var
olan haklarımızı alalım dediğimizde 
'şükür bize yetiyo'diyolar ,işten çıkarıldıklarında da böyle avazları
çıktığı kadar bağırıyolar bu sefer de karşı tarafın duyma problemi ortaya
çıkıyo ,yani çok zorlanıyolar... ne gerek var baştan önlem alsalar daha iyi
değil mi?
|
|
Cevap 2 |
|
***  Cevaplar: 19 kayıt olmuş: 1/11/2009 Durum: Offline
|
 |
Yazılış Tarihi: 29/1/2010 Saat 09:05  |
|
|
| Alıntı Yazar nesimi, Gün 28/1/2010 Saat
23:30 |  tekel işçilerin sonuna kadar yanındayım fakat şu
beni üzmekte illaki birşeyler yapmaları için işten çıkarılmaları gerekiyo
bu işçilerin,bundan hoşlandığım için söylüyorum zannedilmesin aksine çok
tepki gösteriyorum fakat d-gelin var olan haklarımızı alalım dediğimizde
 'şükür bize yetiyo'diyolar ,işten çıkarıldıklarında da
böyle avazları çıktığı kadar bağırıyolar bu sefer de karşı tarafın duyma
problemi ortaya çıkıyo ,yani çok zorlanıyolar... ne gerek var baştan önlem
alsalar daha iyi değil mi?
|
Nesimi, güzel bir noktaya dokunmuşsun. Ben söylediğin durumu, işçiler
arasında etkisini alabildiğine sürdüren, liberalizmin etkisi olarak
görüyorum. Liberalizm, eğer emekçiler makul bir gelir düzeyine sahipseler,
düzenden hoşnut olmaları gerektiğini vaaz eder. Bu aynı zamanda ekonomizmin
de ta kendisidir. Toparlarsak, işçilerin ekonomik mücadelelerini siyasi
mücadeleleri ile birleştirmeleri gerekir.
Siyasi mücadele olmaksızın işçi sınıfının sınıf bilincine varması
olanaksızdır. Tekel Işçilerinin direnişinin özünde, işte bu nokta öne
çıkmaktadır. Onlar, liberalizmin temellerini sarsıyorlar: Ana sorun,
günümüzdeki devletin siyasi iktidarında, işçiyi düşünen bir düzen
partisinin çoğunlukta olması değildir. Ana sorun devlettir. Bu devletin
yapısı, hangi düzen partisi iktidara gelirse gelsin, Tekel işçilerini
olduğu gibi,
• köylüleri topraksız bırakmaya bunun yerine büyük toprak sahiplerini
daha da büyütüp palazlandırmaya,
• küçük esnafı (eczaneler gibi) işlerinden etmeye onun yerine büyük
ilaç tekellerini koymaya,
• işçileri ücretli köleliğe mahkum edip onlari sömürmeye
devamı sağlayacaktır.
Işçi’nin alternatifi,
• kendisine daha çok gelir sağlayacak bir düzen partisini iktidara
getirmek değil,
• kendisine en çok geliri sağlayacak sendikaya üye olmak değildir.
Işçi’nin alternatifi, işçinin kendi içinden çıkan, köylülüğe ve küçük
esnafa önderlik eden
• ücretli köleliği yok edecek (bunun anlamı, yaratılan artı-değeri
yine halkın hizmetine götürmektir),
• köylüye toprak dağıtacak, onları kooperatiflerde birleşmeye teşvik
edecek, şartlarını yaratacak,
• küçük esnafın sağlıklı büyümesini sağlayacak, tekelleşmesini
engelleyecek,
• işçi sınıfının öncülüğünde, küçük esnafların zaman içinde
mülksüzleşmesini sağlayacak, köylünün kooperatiflerde toplanmasını
sağlayacak,
• üretimi toplumsallaştıracak ve yaygınlaştıracak,
• işçiler, köylüler ve küçük esnaflardan oluşan halk için gelecek
güvencesi yaratacak
bir devlet yapısı ve öncü güçtür.
Işçiler bu talepler etrafında birleşmekte ve haklarını savunmaktadır. Bu
da, tam da senin belirttiğin gibi sürekli bir çalışmayı, dayanışmayı ve
örgütlenmeyi gerektirir ve olmaktadır. Liberalizmin alabildiğine devlet
güçlerinden faydalandığı bir ortamda, bunlar sendikalara yerleşmişlerdir,
işçileri oyalamaktalar ve dirençlerini kırmaktalar. Bu ortam içinde, bir
çok gürültünün içinden yukarıdaki talepler doğrultusunda net bir ses
çıkmakta ve her geçen gün, işçiler tarafından daha da çok farkedilmektedir.
Buna parallel olarak liberalizmin ve faşist diktatörlüğün de azgın
saldırıları çeşitli maskeler altında artarak sürmekte ve işçilerin kafasını
karıştırmaktadır. Çocuklarının geleceğine olan kaygısı, dayanışma ve mevcut
gücündeki zaaflardan dolayı, işçi hareketi içinde kendine güven, yapılan
saldırılar karşısında bazen gerilemekte, bazen gelişmektedir. Içinde
bulunduğumuz bu dönem bu dalganın kabardığı, işçinin özgüveninin arttığı,
dayanışmasının arttığı dönemdir. Üzerimize düşen görev, işçilerin yanında
olmak, onları desteklemek ve dirençlerini, yapacağımız aile, mahalle, köy,
kahve sohbetleri ile direnişin nedenlerini açıklayarak, en geniş halk
yığınlarının desteğini sağlayarak arttırmaktır.
Her ne kadar, işçilerin hak arayışları ilk olarak kendisini ekonomik alanda
gosteriyorsa da, Tekel işçileri artık bu aşamayı aşmış, yukarıdaki
taleplere yönelmiş durumdadır. Işte bu talepler çevresinde toplanıldığında,
işçilerin mücadelesi de devamlılık kazanacaktır. Türkiye işçi sınıfı, Tekel
işçisi özelinde, düzeni ve düzenin sahiplerini hedef almaktadır. Tekel
işçileri acil taleplerini kabul ettirdikten sonra da nihai taleplerine
sahip çıkarak gerekli reformları talep edecek, ancak devlete hakim
sınıfların bu talepleri yapma yetersizliği ve isteksizliği içinde olduğunun
da bilincinde olarak mücadelesini derinleştirecektir.
Bunun yansıması, dayanışma grevleri ve gösterilerde her geçen gün, daha da
belirgin olarak, ortaya çıkıyor. Işçiler, revizyonist sendika ağalarının
oyalama taktiklerini bir bir boşa çıkarıyor ve teşhir ediyor. Bunlar Tekel
işçilerinin direnişinin Türkiye işçi sınıfına kazandırdığı değerlerdir.
Benim bakış açım ve objektif şartlardan anladığım budur.
Lenlin
|
|
Cevap 3 |
|
***   Cevaplar: 120 kayıt olmuş: 24/7/2004 Durum: OfflineGender: 
|
 |
Yazılış Tarihi: 30/1/2010 Saat 23:15  |
|
|
Yavas yavas sira bizlere de gelmektedir. Kapitalizmin yikmadigi, kiyima
ugratmadigi aile ve toplum bu yeryüzünde kalmadi. Buna direnen insan
sayisinin az olmasi ise düsündürücü, bir o kadar üzücüdür. Alin size en iyi
örnek Tekel iscileri. Kendisi ile barisik olmayan, celiskili, psikolojik
olarak bitirilmis bir insan olgusu yaratti bu kapitalizm. Elimizde tek
silahimiz var oda onurumuz. Ona yön veren ruhumuz. Tekel iscilerini onurlu
mücadelerinde en icten dileklerimle desteklerim.
Kizil Selamlar.
|
|
Cevap 4 |
|
***  Cevaplar: 25 kayıt olmuş: 14/9/2009 Durum: OfflineGender: 
|
 |
Yazılış Tarihi: 1/2/2010 Saat 22:59  |
|
|
|
|
|
Cevap 5 |
|
***   Cevaplar: 110 kayıt olmuş: 18/3/2006 Durum: OfflineGender: 
|
 |
Yazılış Tarihi: 9/2/2010 Saat 23:01  |
|
|
tekel işçilerinin bu mücadelesi, işçi sınıfı ve emekçilerin mücadelesinde
yeni bir heyecan yarattığı kuşkusuz görülen bir gerçek... bu heyecanın
şaşkınlığını yaşayan iki yüzlü sendikacı ve politikacılarda acemice
hareketlerle maskelerini iyice açığa çıkarmaktadırlar... tekel işçilerinin
( ve aynı zamanda bu mücadele ülke emekçilerinin bir mücadelsi halini
almıştır ) mücadelesinin, taleplerin tartışılmasının, al gülüm ver gülüm
vari mekanik ve günü kurtarancı bir hal almaması içinde değerlendirmeli,
ileri sıçratacak bir mevzii olarak kullanmanın pratik zekasına sahip
olunmalıdır...
hiç kuşkusuz ki, yaratılan toplumsal destekle beraber bahsettiğim
çabanın olduğu belli noktalarda görülmekte, fakat yetersiz kalmaktadır...
bugün tekel işçilerinin yanında gibi görünen, burjuva politikacıları ve
burjuva medyası, tekel işçilerinin özlük haklarının verilmesiyle yaratılan
bu mücadele heyecanın bitmesi ve bitirilmesi amacıyla bulunmaktadırlar,
demogojik ve çıkarsal bir amaçla emekçilerin saflarında görülmektedirler...
çünkü; hiç biri bu mücadeleyle birlikte ülke emekçilerinin yaşadığı
sorunları birleştirme kaygısında değil;
çünkü; hiç biri yürütülen bu mücadeleyle, satılmış, iki yüzlü
sendikacıların ortaya çıkan maskelerini anlatmak kaygısında değil;
biliyorlar ki, mücadelenin devamında sopanın ucu kendilerine dokunacak
ve oluşan heyecan selin içinde sürüklenip gömülecekler...
kamusal alanda yapılan değişikliklerle mağdurluğu artan kamu
emekçilerinin durağanlaşan müacedele ritmi de bu heyecanla
birleştirilmelidir, ayrıca ataması yapılmayan öğretmen adaylarının mücadele
enerjilerinin bu eksende birleşmesi çok önemli olacaktır, zira öğretmen
adaylarının çabaları ancak sınıfsal temeldeki bu birleşmeyle doğru
temellere oturtulacaktır...
özellikle memursen ve haksenin, tekel işçilerinin mücadelesinde almış
oldukları tutum çok iyi anlatılmalı ve teşhir edilmelidir... bence onların
direnişe destek vermemeleri tarhi bir fırsattır emekçiler için,
çalışanlarla sömürenler arasında oynadıkları rolü günlerce aylarca
anlatılsa bu kadar çıplak haliyle ortada durmasından daha kolay
anlaşılmazdı. o nedenle iş kollarında mutlaka onların almış oldukları bu
tutumları araç olarak kullanıp ülke emekçi kitleleri içerisinde tartışma
yaratılmalıdır...
unutmamalıyız ki devrimci demokrat kesimler, bu mücadelenin ötesinide
düşünüp hareket etmelidir, sorun sadece tekelişçilerinin özlük hakları
talebi değil, aynı zamanda ülke emekçilerinin kendini yeniden yaratma,
birleşme gücünü arttırma, oluşan heyecan ve enerjiyle, içindeki
pisliklerden arınmanın çabası olmalıdır...
____________________ ne kelebeğin kıt-kanaat ömrüne üzüldük;
nede kıskandık kaplumbağanın ömrünü;
herkesin hayatı kendisinindi çünkü...
|
|
Cevap 6 |
|
***  Cevaplar: 12 kayıt olmuş: 7/2/2009 Durum: Offline
|
 |
Yazılış Tarihi: 26/2/2010 Saat 00:19  |
|
|
ONURLU VE ZORUNLU MÜCADELENİZİN YANKISI
Sevgili kardeşler,
Vermekte olduğunuz haklı ve asil mücadelenizi Hannover’den aynı
sorunları, aynı endişeleri, aynı korkuları ve aynı ümitleri paylaşan
işçiler olarak selamlıyoruz.
Mücadelenizin sesi buralara kadar ulaştı. Bize ulaşmasının sebebi bizim
Türkçe bilmemiz değil. Biz ortak bir dili konuşuyoruz, bu da tüm dünyadaki
işçilerin ortak dilidir. Bugün size “ben yetimin hakkını
yedirtmem” diye saldıranların ortakçıları, çıkar birlikçileri burada
“ben vergi verenlerin haklarını yedirtmem” diye ve dünyanın
başka yerlerinde başka adi şekillerde hepimize saldırıyor. Oysa ki, bu
ağızlarından salyalar akan kudurganlar Afganistan’a, Irak’a,
Aden Körfezine haksız savaşlar sürdürmek için gönderdikleri askerlerin
ardında bıraktıkları yetimleri veya bizim zorlu şartlarda sağladığımız
kazancın vergisini oralara aktarmaktan hiç kaçınmadıklarını her gün daha
net gösteriyorlar.
Siz ve biz emeğimizle yaşıyoruz. Sizin yani bizim verdiğimiz mücadele
emeğin haklı mücadelesidir. Sizin greviniz geleceğinizi bir nebze koruma
altına alabilmek, hayatınızın zor şartlarının daha da zor hale gelmemesini
sağlamak içindir, oysa ki sizin üzerinize polisi salan saldırganların tek
amacı vurgundur. Üretenlerin artık üretiminden ayrılan ödenekle maaşları
ödenen polislerin gaddarlığı ise anlaşılması güç bir hıyanettir. Avrupa
Birliğine Uyum çerçevesinde yeni dünya düzeninin neoliberal ekonomisine
denk düşen politikaları uygulamak üzere size karşı başlatılmış bu
saldırının planlayıcıları dünyadaki ortaklarıyla ayrılmaz bir bütünlük
gösteren Türkiye sermayesidir ve bunun yürütme kuruluda Türk hükümetidir.
Ancak siz bu danışıklı dövüşü bozdunuz. Hatta sizin paralarınızla çalışan
ama uzun zamandır sermayenin sağ kolu olmuş sendikaları bile şaşkına
çevirdiniz. Bütün bu unsurlar bir şeyi hesaba katmadılar, emekçi emeğini
satarak hayatını kazanır, kendileri gibi ruhunu satarak değil.
Ne mutlu size, Türkiye’ ye artık unutulmaya yüz tutmuş olan
emekçilerin insanca yaşama arzusunu ve bunun için de en zorlu mücadeleleri
göze almak gerektiğini hatırlattınız. Ne mutlu bize ki sizinle
kardeşliklerin en doğrusunu yani emeğin kardeşliğini paylaşıyoruz. Dünya
tarihi emekçilerin değerli ve şanlı mücadeleleriyle dolu, siz buna yeni bir
tanesini daha eklediniz. Bütün bu mücadeleler gerçek ekonomik, sosyal ve
politik ilişkilerin bariz şekilde ortaya çıktığı anlardır. İşte bu
gerçeklik sizin ve bizim ortak dilimizdir. Emeğin kardeşliğinin sınırı,
ırkı, milleti ve mezhebi yoktur.
Sizi biz yapan bu onurlu mücadeleyi sevgiyle kucaklıyoruz. Yolunuz açık
olsun.
[tarihinde düzeltildi 17/3/2010 Saat 02:43 Yazar Kimene]
|
|
Cevap 7 |
|
Ziyaretçi 
|
 |
Yazılış Tarihi: 3/3/2010 Saat 10:00  |
|
|
Üç aydır süregelen direniş hukuksal anlamdada olsa kazanilmiş bir
direnme örneğidir.Umut ediyorumki emek cephesinde kipirdanmalara ön ayak
olmuştur...
SOKAKLARDA SESİNİZ,TARİHTE İZİNİZ HEP KALACAK YOLUNUZ AÇIK OLSUN tekel
emekçileri....
dostlukla
|
|
|
***  Cevaplar: 12 kayıt olmuş: 7/2/2009 Durum: Offline
|
 |
Yazılış Tarihi: 14/3/2010 Saat 03:10  |
|
|
Tekel işçileri danıştayın aldığı karar sonrasında direniş çadırlarını söküp
memleketlerine döndü. 1 nisan da tekrar Ankara ya gelerek bir miting
yapacaklar ve yeni eylem takvimini belirleyecekler.
İçimde bir his sanki, sendika direnişi bitirmeye çalışıyor. Sanırım hükümet
ile sendikanın istediği direnişi uzun süreye yayarak bitirmek.
Tekel işçileri danıştay kararı ile zafer kazandı gibi gösterilse de
danıştayın aldığı karar direnişi uzun süreye yayarak bitirmeye olanak
sağlayan bir karar. Bu yüzden ister istemez insanın ruhuna sendika ile
hükümet işbirligi içinde tekel işçilerini oyalıyor mu diye kuşku düşürüyor.
Aceba tekel işçileri satılıyormu? Diyelim gibi durum böyle. bu satılmışlıga
karşı etkili bir alternatif bulunamıyormu?
Tekele genel bakışta görünen tablo şudur; tekel işçilerinin %80lik bir
kısmı akp'ye oy vermiş son seçimlerde. Yine yarısına yakını bölgelerinde
AKP 'nin örgütlenmesinde aktif rol oynamış. Yani tekel işçisi çok bilinçli
olduğu için gelmedi Ankaraya. Bıçak kemiğe dayandığı için geldi. çünkü
herşeyini kaybetti. Tekel iscileri bu mücadeleye ayrıcalıklı haklarının
ellerinden gidecegi için geldi diyebilirizmiyiz?
Aceba, bu tabloda işçilerin örgütlülüğü yeterli olmadığı için, örgütlü bir
bilinçten yoksun oldukları için, bunu bu noktada sağlamak imkansız gibi mi
görünüyor?
Bu gün tekel işçilerinin genel bilincinden bahsettigimizde bu bilinci nasil
tanımlayabiliriz?
Yani, tekel iscilerinin bilincini İŞÇİ SINIFIN bilinci olarak
tanımlayabilirmiyiz?
Lafı uzatmaya gerek yok. Gelinen bu nokta çok iyi değerlendirilmelidir.
İşçiler bir yana, bu kararı “zafer” olarak değerlendiren, ve
bunu işçilere zafer diye yutturmaya çalışanlar sınıf mücadelesinden
anlamayanlardır. Devlet ve onun tüm organları egemen sınıfların çıkarlarını
korumak için vardır.
İşçiler haklarını yargı kararlarıyla değil, örgütlü mücadeleleriyle,
direnişleriyle kazanacaktır. Bu, su götürmez bir gerçektir. Hâkim
sınıfların ve işbirlikçi sendikanın direnişi zamana yayarak söndürme
politikası hâlâ devam etmektedir. Bir direnişin nasıl kazanıldığını
görmedik ama nasıl “boğulduğunu” görecegiz galiba...
[tarihinde düzeltildi 17/3/2010 Saat 02:46 Yazar Kimene]
|
|
Cevap 9 |
|
|
|
| Forum Başlığı > Üye Görüşleri > ONURUN DİRENİŞÇİLERİ TEKEL İŞÇİLERİ |
 |
|
| |
 |
0,260 saniye - 31 queries |
 |
 |
|
 |
|